hakikat

  1. nesnel gerçeğin düşüncedeki yansısına verilen isimdir. gerçek ile hakikat aynı şeyler değildir. gerçek nesnel gerçekliği, hakikat ise bu nesnel gerçekliğin zihnimizdeki öznel yansısını dile getirir. örneğin elimizde tuttuğumuz bir kalem gerçek, onun zihnimizdeki yansısı hakikattir. hakikat, gerçeğin kendisi değil, yansısıdır ve düşünce ile nesnesi arasındaki uygunluğu dile getirir. hakikat ile doğruluk ise birbirine bağımlı fakat aynı şeyler değildir. doğruluk mantık kurallarına hakikat ise nesnel gerçekliği dile getirir. hakikat, nesnel gerçekliğe uygunluğu gerektirdiği gibi nesnel gerçekliğin belli ilişkilerine de uygunluğu, eş değişle mantıksal uygunluğu dile getirir.
    (fleur de lis 18.05.2006 00:17)
  2. gerçek.
    (tulkas 06.07.2006 18:15)
  3. bazen gerçeği sormak anlamında ya da söylenenin gerçek olduğunu vurgulamak anlamında türevleri kullanılabilen sözcüktür. hakket.
    (spiritualheigth 19.07.2006 14:17)
  4. hakikat arzuladığından fazlası değildir…
    bugün, kır dönümü yapraklarına inat ayaklarımı uzatmışken bu uçsuz bucaksız göğün mavisine, bambaşka bir kızıllığın gölgesinde hayal kurmadan edemiyorum. çocukluğumun en titrek çağlarına nispeten bugün nasılda sevda kokuyor her bir yanım.
    biz insanların neden dünyaya geldiğini neden bu kadar acı çekmesi gerektiğini neden bu kadar sevdalanması lüzumunu neden mutluluğu tatması gerektiğini ve neden kendiyle bu denli apansız bir kavganın içine girdiğini bir anlayabilsem. neden? neden? neden? bu sorudan her zaman nefret etmişimdir.. acaba ‘neden?’
    küf tutmuş birer yıldız gibiyiz biz insanlar. kimi zaman kinimizden bir tutam ile boyarız sevdiğimiz gecenin siyahlığını kimi zamansa mutluluğumuzdan geçilmez gökyüzü. nasıl da anlamsız bir takım karmaşaların içinde kendimizi unutuveriyoruz. aslında yaşanacak ne kadar da çok şey var şu dünyada yada yaşanmayı bekleyen ne kadar da çok sevda. bir takım fuzuli ayrıntılara takılarak kim bilir kaç sevda atlıyoruz her gün. belki de hayatımız boyunca mutlu olabileceğimiz bir kadını veya erkeği işimize yetişme telaşıyla fark edemiyoruz bile yanımızdan geçerken. yahut çocuğumuzun mutsuzluğunu o gece yayınlanan bir maç yüzünden.
    hayat bizim farkında olamadığımız yüzlerce ayrıntıyla doluyken ve bizler bu ayrıntılar içinde kendimizi, varoluşumuzu ve benliğimizi unuturken, bu memleketin insanından nasıl mutlu olunması beklenir anlaşılır şey değil.
    oysa yaşamak istediklerimizi sadece gece yastığa baş koyarak başlayan bir hayal dünyasında şekillendirmek çokta zevk vermemeli insana. yaşamak istenilen şeyi yaşamalı insan. sevdasını, kavgasını, hayalini, kinini veya mutluluğunu istediği zaman istediği yerde anlatabilmeli veya anlaşılabilmeli anlattıkları.
    bir çok insanın hayalleri ile gerçekler örtüşmediği zaman nasıl bir karmaşa içinde çırpındığına çok şahit olmuşumdur. bende pek farklı değilim esasında. bu çırpınışıma da ne zaman bir son hazırlayacak olsam pislikten geçilmeyen bir bataklığa batmış bulurum kendimi.
    bazı hakikatler var etrafımızı çepeçevre saran ve bizler bu hakikatlerin ya farkında değiliz yada bilmek istediğimiz gerçeklerle örtüşmüyor tüm bunlar. nasılda kendi bildiklerimizin gerçeklerle örtüşmesi çabası içerisindeyiz. nasılda hayatın bize uyması için şekilden şekle girmeye ve gerektiğinde gururumuzu bile öldürerek dipsiz bir maviye gömmeyi göze alıyoruz. biz insanlar gerçekten de çok garibiz ve bu gariplik sarsılmaz bir içgüdü ile hiçte ‘garip’ gelmiyor bizlere.
    yaşamak dediğimiz şeyin sadece bir kelimeden ibaret olmadığı gerçeğinin kapımızı çaldığı anı bir türlü anımsayamayız bizler. acaba üç yaşına bastığımızda mı? doğduğumuzda mı? Ä°lk öpüştüğümüzde mi korkular içinde bir kızla? liseye başladığımızda mı? büyüdüğümüzde mi? yoksa öldüğümüzde mi? tüm bu sorulara cevap aramak arzusu veya uğraşı anlamsız bir huzursuzluk katar insana. lakin, bunların birer gerçek olması, neden, hiç akla gelmeyen bir sorudur. evet gerçekten de küçük ayrıntılar bunlar, ama, bu küçük ayrıntılarla başlamadı mı bizim hikayemiz? bu başlangıcın hiç olmaması ihtimali var mıdır acaba? herhalde bu hiç dünyaya gelmememiz anlamına gelir. ne olursa olsun, baharda açan yeşil yaprağın ovanın üzerine düşüşündeki masumiyet kadar mutluluğa layık insanlarız bizler. o mutluluğu sonuna kadar yaşamak ve hatta elimizden geliyorsa son anımızda tüketmek ne kadar da onurlu bir davranış olur.
    dedim ya kendimin ilk farkına vardığım yıları pekte anımsamıyorum. anımsamam gerektiğini de sanmıyorum. hayat bana bağışladığı sürprizler, gizimler ve anlamsız bir basitlikle öylece sürüp gidiyor ayaklarımın dibinden. bense geçen her gün ne yaptığımı veya ne yapacağımı sorgulamadan edemiyorum. sonrada kendi kendime neden bu kadar düşündüğümü ve hayatı kendi istediklerimi şekillendirecek gibi yaşamam gerektiğini düşünüyorum. lakin, öyle bir oyun içindeyiz ki, bu hayali karmaşanın yüzlerce ebesi var, bizi sobelemeyi bekleyen.
    esasında hayat huzur içinde yaşanması ve bir takım mutluluklarla bezenmiş ölüler vermesi için toprağa, yaratılmadı mı? yoksa ben bugüne kadar bildiklerim konusunda yanıldım mı? bugün nasılda sorularla çepeçevre sarılı bedenim bana bir takım huzursuzlukları layık görüyor. sorularıma cevap bulacağım anı koca bir urgan ile çektiğimi söyleyebilirim sizlere.
    küçük bir yaprak misali oradan oraya savrulurken, kendime dinlenebileceğim bir ağaç gölgesi yaratmak için nasılda güneşin ahvaliyle oynarım. zamansız bir takım oldu bittilerle kendimi avutmak en büyük zaafım olsa gerek.
    bugün mutluluğun ve mutsuzluğun kıyaslamasını yapmam gerekse; elbette bunu en iyi ben yapabilirim diye düşünürdüm pek eskiden. bugünlerde eskimiş sevdalarım bunlara en büyük şahit. hayatın bize bağışladığı tüm bu soru işaretlerinin üzerini, ‘hayatı kendi doğrularımca yaşarım’ yahut ‘ben kendi bildiğimi yaparım’ gibi düşüncelerle gölgeleriz çoğu zaman. gölgeleyebileceğimizi sanırız yahut! lakin, akşam güneşinin bu zamansız batışı beraberinde daha yüzlerce ayrıntıyı gözden kaçırmamıza neden olur. Ä°şte bu yüzden hayat kendi doğruları hakkında konuşmayınca ben düşünmekten dahi kaçınırım herhangi bir laf etmeyi.
    (muzafferercan 27.09.2006 20:49)


Vampircik - 2005 - 2015

sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aiittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.

sözlük sistemi ile geliştirilmiştir.