sunay akın

  >>

  1. 1962'de trabzon'da doğan şair, yazar, anlatıcı. 10 yaşında istanbul'a yerleşen şair bir istanbul aşığı olarak büyür. ilk eserini 1989'da "makiler" adıyla yayımlar. daha sonra "antik acılar", "kaza süsü" ve "62 tavşanı" isimli şiir kitaplarını yayımlar. düz yazı alanında da "istanbul'un nazım planı", "kız kulesi'ndeki kızılderili", "ay çöreği ve deniz yıldızı", "önce çocuklar ve kadınlar", "istanbul'da bir zürafa", "onlar hep oradaydı", "kırdığımız oyuncaklar", "kule canbazı" isimli kitapları yayımlanmıştır. marmara güzel sanatlar fakültesi ve müjdat gezen sanat merkezi'nde dersler vermiştir. istanbul oyuncak müzesi'nin kurucusudur.
    (marwe 22.08.2006 18:38 ~ 11.11.2007 13:02)
  2. cumartesi günleri sabah gazetesinin cumartesi sabah ekinde de birbirinden güzel yazılarıyla bizleri selamlayan, günümüze renk katan harika insan.
    (therion 22.08.2006 18:58)
  3. okuduğu şiirler esnasında, dinleyeni kendinden geçiren sese sahip şair.
    (sinan 22.08.2006 19:25)
  4. yakında tanrı nın türk olduğunu iddia edecek kişidir. amerikayı türklerin keşfetmesinden, pearl harbor da kullanılan geminin demirlerinin türklerde olmasına hatta musoliniye kafa tutan tek kişinin türk olmasına kadar çeşitli örnekleri hazırladığı ve üniversitelerde sergilediği gösterisinde görebilirsiniz ayrıca bu hikayeler pek çok kitabında da yer almaktadır
    (dawsonscreek 22.08.2006 23:03)
  5. oyuncak müzesine sahip, pozitif enerjiyle dolu bir insan.
    (celebi 27.10.2006 10:36)
  6. kendini şair sanan duygusal adam
    (anarsi nerede anarsist orada 28.10.2006 02:52)
  7. muhabbetine doyum olmayan insan.tv da hıncal uluç , nebil özgentürk ve haşmet babaoğlu ile yaptığı yaşamdan dakikalar programının sıkıştığı anlarda anlattığı kısa bir hikaye veya iki mısra ile yepyeni muhabbet kapıları açar.
    coğu insanın umursamayacağı konularda ki engin bilgisi en büyük özelliğidir.pek çok konuda uç fikirlere sahiptir.istanbul ve kız kulesi aşıgıdır.

    kız kulesini seven kız kulesine gitmez;çünkü oradan kız kulesi görülmez.
    (elde var bir 28.10.2006 11:55)
  8. duygusallıkta vıcıklık boyutuna ulaşmış sallama gücü yüksek şair. halk arasında edebiyat parçalama diye anılan kavramın içini haylice dolduran şahıs.
    (heimatlos 28.10.2006 13:13)
  9. ilk sohbette şahane, sonrakilerde ise korkunç dejavular yaşatan kişi. kişisel bir örnektir ama istiklal caddesinde bu şahısla ikinci defa yürürken, ikinci defa fbi dükkanını* gösterip, ikinci defa aynı espriyi yapıp, ikinci defa aynı şekilde gülmemi beklemişliği vardır. daha sonra aynı espriyi yaptığı programda da tekrarlamıştır.
    şairliğine hiç lafım yoktur.*
    (assurdina 28.10.2006 15:03)
  10. anlattığı hikayelerin doğruluğu konusunda oldukça fazla şüphelerimin olduğu, istanbul aşığı ve türkiye'nin ilk oyuncak müzesi kurucusu.
    (megaron 05.01.2007 02:50)
  11. tv8 de nebil özgentürk, hıncal uluç ve hasmet babaoglu ile yasamdan dakikalar isimli programı yapan sair. 90 lı yıllarda kızkulesinin karsısında siir dinletileri yapmış fakat belediyenin degismesiyle birlikte bu dinletiler iptal olmuk zorunda kalmıstır. ayrıca haydarpasa lisesinde yasanan hocaya dayak olayıyla ilgili diger bütün ünlü mezunlar gibi acıklama yapma geregi duyan, diger mezunların aksine hoca * yı koruyacak sekilde düsüncelerini dile getiren haydarpasa lisesi * * mezunu. yazdıgı yazı asagıdaki gibidir.

    4200 no'lu öğrenciden haydarpaşalılara...

    niyazi öğretmeni sokağın başında ilk ağabeyim görmüştü; iki elinde de çanta taşıyordu. kapının eşiğinde oynayan biz çocuklar telaşlı serçeler gibi niyazi öğretmene doğru koşmaya başlamıştık. en önde ağabeyim koşuyordu, arkasında ben... ağabeyim niyazi öğretmenin köşeli, düzgün çantasını kapmıştı. eğri, yamuk yumuk olan çanta ise bana kalmıştı!.. niyazi öğretmenin sokağın öbür ucuna kadar taşımasına yardım ettiğimiz çantalarından düzgün olanının içinde ders kitapları, cetveller, kareli defterler vardı. o çantayı taşıyan ağabeyim inşaat mühendisi oldu. benim payıma düşen çanta keman kutusuydu!.. ben de malum, şair, yazar oldum! o gece yastığım gözyaşlarımla ıslanmıştı. annem, babam azarlamamış olsa da ağlıyordum! çok mutluydum, içim içime sığmıyordu sevinçten ve ağlıyordum. neden mi? çünkü, o gün sokağımızdan bir öğretmen geçmişti! çarşamba günü, sabah gazetesindeki haydarpaşa lisesi öğrencilerinin öğretmenlerine yaptığı "terörü" okuyunca bir kez daha tutamadım gözyaşlarımı. evet, ağladım, çünkü ben de o okulun öğrencisi olma onuruna erişenlerdenim. 70'li yılların öğrencileriydik üstelik; sabahları kelle koltukta okula gidiyor, gözümüzü budaktan sakınmıyorduk. böylesi bir ortamda bile haydarpaşa lisesi'nin meşhur koridorlarından bir öğretmenimiz geçse, kenara çekilir ve ceketimizin düğmesini iliklerdik! bilgi sahibi olana, bize bilgi taşıyana saygılıydık çünkü. azgındık, azgın olmasına, öğretmenlerimizin zayıf yanlarını kendi aramızda konuşur, taklitlerini yapar, uzun eşeğin en acımasızcasını, belimizi kırma pahasına oynardık... ama, sınıfın kapısından içeri öğretmen girince onu incitecek, kızdıracak bir söz söylememek için itina gösterirdik. isterdik ki, öğretmenimiz en güzel dersini bizimle işlesin, ders zili çaldığında iyi ağırlanmış bir misafir gibi sınıfı terk etsin.
    öğretmene şaka yapılmaz mı? elbette yapardık... ama sonunda öğretmenimizde güler, birlikte eğlenirdik. hepimiz de yiğittik ve kan revan içinde kaldığımız kavgalara girişirdik... ama, öğretmen sınıfa girmeden önce masasını mutlaka temizler, kolonya ile silerdik. baharda, ağaç dallarından kopardığımız çiçekler koyardık, o öpülesi masaya... okulun altından karacaahmet mezarlığına uzanan bir tünel olduğu efsanesi dilden dile dolaşırdı. bizden önce aynı binada okuyan tıp öğrencileri, kadavra çalmak için kullanırlarmış o tüneli. okulun mahzenlerinde o tüneli arar, karanlık dehlizlerde yürürken hiç korkmazdık. korktuğumuz tek şey, bir öğretmenimizi kırmak, istemeden de olsa onu incitmekti!.. evet, o yıllara kimileri terör" yılları dese de, biz okulumuzun adını hiçbir zaman "öğrenciden öğretmene terör" başlığıyla kirletmedik; kirletilmesine de izin vermezdik. okul müdürü ya da rehberlik hizmetine böyle bir konuda iş düşmezdi. çünkü bilirdik ki, bir okulun gerçek sahibi öğrencileridir. öğrencilerin dayanışması, gönül birliği tüm sorunların üstesinden gelebilecek çözümleri üretmeye yeter de, artar bile!.. bu inançla, haydarpaşa lisesi'nde okuyan değerli kardeşlerime sesleniyorum: gazete haberinde vedat varol öğretmenim okul müdürü tarafından son derece iyi niyetli, kırılgan ve yumuşak huylu" olarak tanımlanıyor ve bir ilkokulda görev yapmasının daha doğru olduğu vurgulanıyor. hayır, haydarpaşalılar, hayır!.. öğretmeninizi hiçbir yere göndermeyin, buna izin vermeyin. çünkü sizler böylesine "iyi niyetli", kendisine yapılan en aşağılık hareketlere bile "lütfen, rica diyorum" diyebilen, insan gibi insan öğretmenlere layıksınız. kendinizi bu zenginlikten mahrum etmeyin. sayın varol sert, "vurdumu oturtan" bir öğretmen olsaydı, ortada sorun olmayacaktı, öyle mi?.. ben, 4200 no'lu ağabeyiniz, öğretmeninize sahip çıkın, kırılan onurunu onarın diyorum. haydarpaşalı'ya yakışan davranış bu olacaktır. işte size son sözüm: lütfen, rica ediyorum!!!...
    (faaip de oiad 27.02.2007 11:14)
  12. makiler adlı kitabında "her aksam üstü oyuncakcı camekanından cocuk ellerinin izlerini siler" dizeleriyle kendine hayran bıraktırmıs yazar...bu dizelerde gösterdiği tutumu aynı zamanda sunay akın ın oyuncak koleksiyonculuguna niye bu kadar meraklı oldugunun bir yanıtıdır...
    (kafisap 09.05.2007 19:30)
  13. çooook konuşan, çooooook uzun konuşan adam.
    (kimsekim 03.06.2007 01:42)
  14. ismi lazımdeğil bir kitap fuarında kitabını imzalamasını istemiştim o da ilk sayfaya aynen şöyle yazmıştı : "söz cambazından sevgilerle..." o günden sonra sunay akın ile ilgili herşeyi hafızamdan sildim, kaba tabirle bir insanın kendisini kaybetmesiyle ilgili şöyle bir söz vardır ya: "bu adam, olmuş", işte tam da o an böyle dedim içimden, kendisini öven ve bunu açık açık kitaba imza diye yapıştıran bi insanın yazarlığı da şairliği de tartışılır artık....
    (samsara 03.06.2007 02:30)
  15. tv 8 deki yaşamdan dakikalar adlı proğramı seyretme sebebim
    (mantis 03.06.2007 20:30)
  16. herşeyi biliyor efenim bu insan, hayran olmamak elde değil lakin aksanı bir garip *
    (iceprincess 04.06.2007 18:35)
  17. sürekli "bakın bakın size ne anlatıcam" diyerek şahan gökbakarında taklit ettikleri listesine girmiş şair güzel insan...
    (bugra 04.06.2007 19:04)
  18. şiirleriyle askerde tanıştığım, hayal gücünü kaleme yansıtmasının kuvvetli olduğuna inandığım şairdir.

    ne yak mektubun ucunu
    ne sevgini sayfalar
    dolusu dile getir...
    zarfı kapatırken yalnız
    kuytu dudaklarını
    çokça değdir.

    * *
    (sumenal 04.06.2007 22:07)
  19. kendisi hakkındaki en iyi gözlemi şahan gökbakar yapmıştır sanırım.

    (bkz: dakikada 4 geyik)
    (bkz: bakın bakın ne anlatacam)
    (wulovic 18.07.2007 19:13 ~ 11.11.2007 23:13)
  20. sürekli karşıdakinin lafını kesen ve masal dünyasında yaşıyormuş gb davranan, bu sebeple biraz ürkütücü epey birikimli yazan adam.
    (rakunz 13.02.2008 23:16)
  21. çok konuşan güzel konuşan genellikle boş konuşan engin bilgili yazardır
    karadenizli bir ailenin çoçuğdur gençliği trabzonda geçmiştir yazdığı kitaplar ve programlarda tamamını izlemezseniz hiçbirşey tamamını izlerseniz bikaç şey anlarsınız karşısındakinin lafıonı keser sürekli hatta kendi lafını bile keser
    anladığım kadarıyla şiirde divan uslubu kullanır çünkü eseleri kulağa çok güzel gelsede dil olarak içerik olarak genellikle hiçbirşeydir
    lakin kendisini pekçok severim
    (dandy 14.02.2008 12:56)
  22. kutay ve yüksel adında iki erkek kardeşi vardır.
    (kal ho naa ho 14.02.2008 15:34)
  23. *

    Onbeş yaşındaydım onunla tanıştığımda... Onbeş önemli bir yaştı benim için: ilk defa âşık olmuş, Kumral Ada Mavı Tuna'yı ilk kez okumuş, Yaşar Kurt'u, The Cranberries'i ilk defa dinlemiştim... Ve ilk gençlik yaşımın sürprizleri bitmemişti henüz...

    O gün bizim sınıf kızlarının heyecan içerisinde incecik bir kitabı elden ele geçirdiklerini hatırlıyorum; derste hoca varmış yokmuş umurlarında değildi sanki... Tenefüste Mehlika'nın yanına geldim:

    "Nedir bu okuduğunuz?"

    "Al sen de bak..." diye uzattı kitabı bana Mehlika. Şöyle bir baktım kitabın ismine: "Makiler" idi. Makileri oldum olası severim... Rastgele açıverdim sayfalardan birini...

    "incitirim korkusuyla
    yıkarken
    nasıl da usulca
    gezdirirdi ellerini
    teninde annen...
    "

    Önce anlamadım... Eee, ne olmuş yani? Sonra, şiirin başlığına bakmayı akıl ettim ve kalakaldım: Öylece kalakaldım!

    ... Çünkü şiirin adı "fahişe" idi!

    Sonradan Sunay amcanın bu oyunbazlığına alıştım alışmasına, ama beni yerden alıp yere çarptığı o ilk an'ı hiç unutmadım, unutmam da... İçimden yükselen o ince sızı, yine adına bakana dek ne anlattığını bilemeyeceğiniz bir başka şiirinde çıktı karşıma:

    "İstanbul'da bir şehir
    hatları vapuruna
    verildi adım
    iki kıyı arasında
    usanmadan dolaşır
    her iskelede
    seni ararım
    "

    Bu şiirin adı da "şehit" ti...

    Sonra pek çok defa daha yaşarttı gözlerimi, savaştan bahsettiği şiirlerde...

    "Aslında ben daha güzel ölürdüm
    arka bahçede askercilik oynarken
    tahta tüfeğimle toprağa uzanır
    annemin sesiyle doğrulurdum hemen
    -Çabuk kalk üstün kirlenecek hınzır!

    Yerdeyim yine bak anneciğim
    n'olur kızma adımı çağır
    "

    ve bir çocuğun gözünden, ne de güzel anlatırdı dünyayı!

    "yol kenarındaki
    yağmur mazğallarını
    kumbara sanıp
    harçlığımı atardım
    bu yüzden en çok
    denizden alacaklıyım.
    "

    O yüzden anladım ki Sunay Akın bir çocuk-adamdır: Bir insan içindeki çocuk ruhunu kaybetmeden bu güzel şiirleri yazamaz çünkü... Yazdığı şiirler iyiymiş değilmiş; düzyazılarında alâkalı-alâkasız şeyleri bağdaştırmak için edebiyat parçalıyormuş falan, umrumda olmadı ondan sonra: Bu şiirleri yazabilen insan, ender bulunan kıymetli insanlardan biridir bence; bir zamanlar çocuk olduğunu unutmadığı için...

    * *
    (itaatsiz 23.04.2008 06:52 ~ 23.04.2008 06:53)
  24. (bkz: kızılderili)
    (bkz: at kokusu )
    (bkz: Beceriksiz )
    (raptiye rap 01.09.2009 09:58 ~ 24.11.2012 17:22)
  25. Basit şairdir. Şiirle ilgilenen kişilerin kısa sürede aşacakları şairdir. En azından bu adamda fazla takılmamak gerekir zira zaman kaybıdır.
    (iruneach 13.12.2009 02:07)

>>



Vampircik - 2005 - 2015

sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aiittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.

sözlük sistemi ile geliştirilmiştir.