hürriyet gazetesi

    türk basınının yüz akı iken, ani bir türbulansa girerek yüz karası olma yolunda ilerlemeye başladı. simavi adını türk basın tarihinden silmeye and içmişcesine gazetenin olaylara bakışında ve değerlendirmesinde 180 derecelik bir farklılık yaşandı. sedat simavi karikatür ödülleri'nin adı bile aydın doğan karikatür ödülleri olarak değiştirilince hazımsızlığın boyutu herkesin pes demesine neden oldu. amiral gemisi olma vasfını da medya towers'a taşınıp 'yokuştan' fildişi kuleye çıkınca kaybetti. halktan koptu, akvaryum gazeteciliğinin önderi oldu. iyi ilişkiler içinde olmak zorunda olduğu şirketlerin borazanlığını üstlendi, hatta işi moskova'da açılan ramstore'u manşetten görecek kadar abarttı. bugün çok tartışılan ama sonuçolarak bizlere bilgi adına pek birşey vermeyen köşe yazarlarıyla ünlü bir gazetedir. hürriyet haber ajansı'nın çabaları takdire şayan olmakla beraber, gazetenin toplum mühendisliğine soyunduğu herkesin malumudur. hürriyet'in bir ayrıcalığı da amerikan kongre kütüphanesi'nde her nüshası (bilgisayar ortamında) arşivlenen tek türk gazetesi olmasıdır. bu onuru (!) da soğuk savaş döneminde birileri tarafından yakından izlenmesi gerekli görülen cumhuriyet gazetesinden devralmıştır.
    (24.08.2006 12:35)

zeki müren

    bodrum'un paşası... anlatılanlara göre, hayattayken insanlar bodrum sokaklarında ona rastlayıp hatıra fotoğrafı çektirmek istermiş. şimdilerin koruma ordusuyla dolaşan zibidilerine inat, fotoğraf çektirmek isteyenleri, imza isteyenleri asla geri çevirmezmiş. bu yüzden rahmetlinin ünlü ünsüz pekçok kişiyle hatıra fotoğrafı bulunur albümlerde. türk diline hakimiyeti kadar zengin küfür birikimi de olan, cinsel tercihleri arada bir sanatçı kimliğini karalama kampanyalarına dönüşen ve tartışmasız herkesin kabul ettiği üzere türk sanat müziği'nin gelmiş geçmiş en büyük sesi, besteci, yorumcu, sanat güneşi, dinleyenlerini şarkılarıyla hala ağlatmayı başaran bir büyük deha! bir demet yasemen'i dinleyip de gözleri dolmayan var mı allah aşkına?
    (23.08.2006 17:40)

tüpbebek

    resmi adıyla ın vitro fertilisation... dünyadaki ilk tüp bebek louise brown, 25 temmuz 1978'de ingiltere'de dünyaya geldi ve normal yoldan hamile kalıp anne oldu. ilk türk tüp bebeği ece çoker ise 17 yaşlarında olmalı... tüp bebek, sanıldığı gibi anne olmak isteyen kadınlardan çok, spermlerindeki hareketsizlik vs gibi nedenlerle kısır zannedilen erkeklerin daha çok işine yaramıştır.
    (23.08.2006 16:19)

boğaziçi köprüsü

    boğaziçi köprüsü'nü ilk açıldığı sıralar yayalar da kullanabiliyordu. bir ucundan diğerine sakin sakin yürüyen kitleler, köprünün ortasında durup boğaz'ı seyrederdi. bu durumu o yıllardan kalma türk filmlerinde de görebilirsiniz. sonra birileri kaldırıp kendini serin sulara bıraktı, köprü de yaya trafiğine kapandı. tahminim, intiharlar olmasaydı da yayalara kapatılırdı çünkü terörün hem sağ-sol davaları nedeniyle hem de uluslararası boyutta devam ettiği yıllardı ve köprü de haliyle açık hedefti.
    (23.08.2006 12:32)

orkid

    orkid'in petek dokusu başarılı. ancak o dokunun malzemesi başarısız ve fazlasıyla sentetik. bir benzetme yapmak gerekirse naylon poşet gibi... özellikle hassas ciltliler için kullanması tam bir kabus, çünkü kapalı ve havasız mekanda (!), bir de hava sıcaksa pişiklere neden oluyor.
    (23.08.2006 12:23)

sayfa: 1...-299-300-301

Vampircik - 2005 - 2015

sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aiittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.

sözlük sistemi ile geliştirilmiştir.