huzur arayışı

  1. ferrari’yi satmadan huzur bulamazsınız
    ama Önce bir ferrari almanız gerek…


    İnsanoğlu her zaman huzur ve tatmin arayışı içerisinde olmuştur. bu, insanın yaratılış özelliklerinden biridir.nefisler pervanenin ateşe meyletmesi gibi, hep tatmin olma peşindedir. Çağlar boyunca bu böyle süregelmiştir der batı kültürü. semavi kayıtlarda ise, insanoğlunun hikmetle birlikte yeryüzüne indirildiği beyan edilir hz. adem kastedilerek. o, eşya imtihanından geçmiştir meleklerin huzurunda. (bakara - 30)
    İnsanın atası adem (a.s) ilim (sayfalar) ve hikmetle indirilmişti yeryüzüne, fakat şeytanı göz ardı eden
    evlatları oldu adem (a.s) 'ın. cinayetler işlediler, kardeş kanı akıtılar ve dışlandılar salihler topluluğundan.
    gün oldu allah (cc.), tekrar tekrar sayfalar gönderdi insanoğluna kullanma kılavuzu olarak, kullanılsın toplumların ve bireylerin üzerinde diyerek. peygamberler uyguladılar işte bu kullanma kılavuzlarını adem oğullarının gözü önünde, allah'ın has servis elemanları olarak.
    tarih, işte bu kullanma kılavuzuna göre yaşayan insanoğlunun saadetini nakleder bizlere ve kullanma kılavuzuna göre tanzim edilmeyen hayatların ziyanlığını ibret olarak verir.
    lakin dedik ya, şeytan var ve boş durmayacağına and içti bir kere (bakara - 31 ve devamı) insanların önüne konan dosdoğru yola oturdu, sağlarından ve sollarından, önlerinden ve ardlarından iğva vermek üzere. bu sürece tahrif süreci diyorlar. adem oğluna emanet edilen mukaddes metinler, şeytana ram olmuş adem oğulları tarafından az bir çıkar karşılığında satılıverdi. uygulayıcısı olan peygamberler ise şehit. İnsanın insana ettiği hıyanet "kimse bilmez akrabanın akrabadan çektiğin, akrep etmez akrabanın akrabaya ettiğin" sözünü doğrularcasına aynı babadan gelen kardeşleri birbirlerine, her birinin anladığı ilahı da, bir diğerine düşman belletti ve şeytanı memnun eden kısa süreli bir çağ başladı. allah'ın yaratılışta verdiği tatmin olma hissiyatı devam etmekte lakin tatmin edici reçete bulunamamakta idi. yeryüzü bugün hastane önlerindeki eczane simsarları misali din simsarları ile doldu.
    bu simsarlar ellerindeki tahrif edilmiş sözde bilgelik reçeteleri ile kısa süreli ağrı kesiciler sunadursun insana, insanoğlunun az uğradığı çöl kumlarına bir gül tohumu düşüverdi. kırk yılını fidan olarak kimsenin ilmine ihtiyaç duymadan geçiren bu fidan tam kırkıncı yılında "oku" (alak suresi) diyerek goncalanıverdi. kırk verdi kokusunun düştüğü yer ve fıtratta ne ihtiyaç varsa o giderildi, fıtrata ters düşenler ise menedildi.
    İnsanoğlunun dosdoğru yoluna oturan şeytan bu kez ümmi peygambere verilen ve göndereni tarafından korunacağına dair teminat altında tutulan metinlerin anlamları ile oynadı, zamanın kendisine ram olanları aracılığıyla. İnsanlar bir kere daha uzaklaştılar asıl fert ve toplum şifasından.
    İhtiyaç giderilmeli idi ve gözler önünde parıldayan güneştense, yalancı el fenerlerine rağbet başladı. tibet taraflarından bir ses zırıldadı "mutluluk yokluktadır, mal ve mülk mutsuzluk getirir. sen elinde ne varsa sat ve sav arında gel zenginliğinden.” bir başka ses taa okyanus ötesindendi bu sefer. "bırak tanrıları, sen kendin tanrısın, tanrısızlıkla dünya seni tanısın"
    bir tarafta tahrif edilmiş kutsal metinleri pazarlayan papazlar. “bir tarafta ferrari’ni sat da gel ama önce satacak bir ferrari edin” diyerek ön koşul koyanlar. bir tarafta ise gerçek nuru tarif edecek kelime hakkında ihtilafa düşenler.
    peki onların vermeyi iddia ettikleri imitasyon mutluluk ile mutluluğun yaratıcısı olan allah'ın sunduğu sonsuz saadet reçetesi arasında ne gibi benzerlikler ve ne gibi farklılıklar var?
    Şükürler olsun ki, elimizde allah'ın korumasında olan ilahi beyan ve daha önce hiçbir peygambere nasip olmamış, devlet yönetiminden tırnak kesmeye kadar irdelenmiş ve bin dörtyüz yıldan fazladır, hakkında kütüphanelerce kitap yazılmış bir peygamber hayatı var.
    usul ve kaide evimizin duvarına astığımız kur'an kadar bize yakın, tibet ve avustralya ise epeyce uzak.
    allah'ın bizlere "bildiklerinizle amel ederseniz ben sizlere bilmediğinizi öğretirim" vaadini müjdeleyen peygamber sözü gereğince, ilk bilmemiz gereken kurtuluşun yalnızca allah'ın yolunda ve rasulullah'ın ölçüsünde olduğuna karar vermek ki buna evlerimizin raflarını süsleyen ilmihallerimiz niyet diyor.
    kararlı insanın önünde kimse duramaz ve kararımız hayır yolunda olmak olduğu sürece, allah amellerimizi niyetlerimize göre kabul edeceğini müjdeliyor. yapılması gereken ise, yine içimizin yazılımına denk kur'an ayetleriden hayata süzülen peygamber sözüyle sabit "kendin için istemediğini kardeşin içinde isteme" kim hem bu dünyada hem de ahirette iş görecek beyanlarda bulunabilir ki, bu dünyanın ve ahiretin sahibinden gayrı?..
    niyet eden insan kararlı fikirler üretir ve kararlı fikri kendisine bahşeden rabbe şükreder .
    Şükür, teşekkür etmek demektir, minnet anlamına gelir. Şükredilen yücelir şükredenin indinde
    ve yürekler şükrettikçe ferahlar. ferah yürekli insanlar daralan yüreklerin imdadına koşar, kendi sahip oldukları hazineden kardeşleri de istifade etsin diyerek.
    İstifade eden her yürek kendisine vesile olan insana işlediği güzel amellerden pay verilmesine sebep olur, üstelik kendi payı dahi eksilmeden ve anlatılır insanlara bu kazanımları, kazandıranın namını e şanını artırarak. zikredilmeye başlamıştır artık alemlerin rabb’ı ve tarihe kayıt düşer elmas misali nebevi söz

    kalpler ancak allah'ı zikrederek felah bulur !...

    (mantis 26.07.2007 18:54)
  2. (bkz: inşirah suresi)
    (sokaklara sahip cik 26.07.2007 19:07 ~ 26.07.2007 20:24)
  3. benim sürekli yaptığım ama hep sonuçsuz kalan eylem...
    (iceprincess 29.08.2007 01:18)
  4. hayat boyunca suren eylem.
    kimi zaman ufak bir öpücük sonunda ulaşılır huzura kimi zaman senlerdir ugrasilan bir olay sonucunda ama her zaman insan huzura sahip olur farkında olmasa bile.
    (faaip de oiad 29.08.2007 01:23)
  5. huzur insan kafasının vehmidir, diyerek reddetmek istediğimdir...
    şüphesiz bunlar aramakla bulunmaz ama bulanlar mutlaka arayanlardır diye bir itilaf da gelişiyor içimde.. *
    (ikili tekrar 29.08.2007 01:27)
  6. farkında olmadıktan sonra bir anlam ifade etmeyecek durumdur. olsa mutlaka farkedilir *
    (iceprincess 29.08.2007 01:29)
  7. son durağı huzurevi olan yorucu yolculuk.
    (situs inversus 29.08.2007 01:34)
  8. insanlar her zaman istediklerinin huzur olduğunu söylerler ancak huzur kelimesinin hayat içindeki yeri düşünüldüğünde monotonluk ile eş anlamlı olma tehlikesi ile karşılaşılır, ki bu da insanoğlunun en büyük korkularından biridir. bu da demek oluyor ki çoğunluğun hayatın amacı veya onun gibi bir şey olarak gördüğü huzur arayışı aslında sonunda aranılan şeyin bulunmasından korkulan bir döngüden ibarettir. malum, insan huzuru bulmaya yaklaştığını anladığı anda karşısına onu huzursuzluğa sevk eden bir problem çıkmaktadır**. hayatı çekilr kılanın içinde bulundurduğu iniş-çıkışlar, çalkantılar, vs. olduğu düşünülürse...*
    bu yorucu döngünün sonu da çemberin kırıldığı yer***dir.
    (situs inversus 22.09.2007 03:48 ~ 22.09.2007 03:50)


Vampircik - 2005 - 2015

sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aiittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.

sözlük sistemi ile geliştirilmiştir.